
Tevazzu iyidir. Ama bazen kendini anlatmak gerek, paylaşmak, paylaşarak çoğalmak.80’li yıllardan beri ve hep plastik cerrahide çalıştık. Usta ve sonradan ustalaştığına tanık olduğumuz birçok plastik cerrah meslektaşımızla birlikte.
Cep telefonu ve bilgisayarın ortaklıkta olmadığı zamanlardan ve örneğin liposakşının garip kalınlıktaki kanüllerle yapıldığı günlerden teknolojinin ameliyathanelere tüm görkemiyle girdiği bugünlere kadar. İplikle askı yoktu, lazer filmlerdeydi, endoskopi hayaldi, anestezi cihazları kördü, damara çelik iğnelerle girerdik, serumlar nerdeyse şekerli sudan ibaretti, anestezi ilaçları potansiyel karaciğer vurguncusuydu vesaire… Değiştik,modernleştik,aydınlandık,bilgi çılgın gibi yeniden ve yeniden üredi,her gün yeni baştan öğrendik,ilaçlar yumuşadı/zararsız hale geldi nerdeyse,anestezi cihazları tüm bedeni yansıtır oldu teknolojinin nimetleriyle,bintür serum ve ilaçla beden artık daha emniyette,iyiyiz yani.Ama yılların değiştiremediği tek şey ilkelerimiz oldu.Ve hastaların her zaman kardeşlerimiz ve dostlarımız olduğu gerçeği.En baştan itibaren doğruluk ve dürüstlük temel söylemimiz iken şimdi evrensel hasta haklarıyla birlikte bu ilkeler çağdaşlaşıp,resmileşti,kurumsal hale geldi.Kalite standartlarıyla kurumlarımız resmi denetlenir ve uluslararası ögelere uygun bir işlevsellik kazandı.
Yıllar içinde ilaçlarımız değişti, yöntemlerimiz gelişti. Biz değiştik. Olgunlaştık, ustalaştık, öğrendik ve piştik.
Değişmeyen tek şey gülüşümüz oldu.





